0

Erkek egemen bir toplumda kadının ön plana çıkmasından rahatsız olan / olabilecek ciddi bir kesim varken, birçok erkek ne yazık ki hala bizzat kadınlara veya kadınların yaptıkları işlere “tahammül edemiyorken”, “ellerinin hamuru ile erkek işine karışmamalarını” salık veriyorken, kurtlar sofrası iş dünyasında kadına gerçekten yer var mı?

Amerikan sinemasının kalbi Hollywood’un gelmiş geçmiş en ünlü simalarından olan Marilyn Monroe, “Bir kadına doğru ayakkabıları verirseniz dünyayı bile fethedebilir” demiş sağlığında. Bu sözü düşündürten biraz eski bir haber… 29 Kasım 2014’te Hürriyet Gazetesi’nde Ali Varlı imzasıyla çıkan haberin başlığı, “Almanya’da kadın kotası yüzde 30 oldu” şeklinde. Haber “Almanya’da büyük şirketlerin yönetiminde bundan böyle daha çok kadın yer alabilecek” üst başlığıyla şöyle:

Uzun zamandan beri ülkede büyük tartışmalara yol açan konu üzerinde hükümeti oluşturan partiler uzlaştı. Önceki akşam geç saatlere kadar Başbakanlıkta yapılan toplantının ardından fikir birliğine varan hükümetin ortakları Hristiyan Demokrat / Hristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) üst düzey yöneticileri, uygulamanın 2016 yılında başlaması konusunda da anlaştı. Birlik Partilerin uzun süre karşı çıktığı kadın kotasını sosyal demokratlar istedi. 2013 yılında yapılan seçimlerde seçim vaadi olarak seslendiren SPD, böylece muhafazakâr partileri ikna etmeyi başardı. Partiler, hiçbir istisnaya yer vermeden borsada işlem gören şirketlerin yönetim kadrosunun yüzde 30 kadın olmasını öngören tasarının 11 Aralık’ta Bakanlar Kurulunun imzasından geçmesini de kararlaştırdı. Tasarı Federal Meclis ve Eyaletler Meclisi’nden geçtikten sonra Cumhurbaşkanı’nın onayı ile yasalaşacak. Ancak yasa 2016 yılında uygulamaya girecek. Başbakan Angela Merkel varılan anlaşmayı önemsediğini belirterek “Bizler başarılı kadınlardan vazgeçemeyiz” dedi. Yasanın mimarı Federal Aile, Kadınlar ve Çocuklardan Sorumlu Sakan Manuela Schwesig ise “Kadın erkek eşitliği alanında atılmış büyük bir adım” olarak değerlendirirken koalisyonu oluşturan partilerin bu gücünü göstermesinin de önemli bir sinyal olduğunu belirtti. Adalet Bakanı Heiko Maas da varılan uzlaşmayı tarihi bir gelişme olarak değerlendirdi. Almanya’daki dev şirketler de dahil olmak üzere ülkedeki yönetici pozisyonunda çalışan kadın oranı oldukça düşük. Volkswagen, Eon, Mercedes, BMWSiemens, BASF ve RWE şirketlerinde kadın yönetici oranı yüzde 15 ile 25 arasında.”

Aynı haber başka sitelerde de mevcut. Arzu eden “Almanya’da kadın kotası” olarak arama motorlarına yazarak daha fazla bilgiye sahip olabilir.

Almanya kadın çalışanlar için ne yapıyor?

Dünya genelindeki şirketlerin üst düzey yönetiminde yer alan kadın sayısının düşük olması, kadının iş dünyasındaki konumunda hem temel bir gösterge, hem de çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Ocak 2016’dan bu yana Almanya’da yürürlükte olan kota uygulamasının, bu sorunu çözüp çözemediğine ilişkin yeterli veri olmasa da Alman şirketlerinin kadın kotasını hayata geçirirken neleri iyileştirdiğine ilişkin birtakım bilgiler mevcut. Buna göre örneğin Deutsche Telekom Almanya’da kurum kültürünün şeffaflaştırıldığını, işe alım süreçleri  başta olmak üzere yönetişim politikalarının gözden geçirildiğini, cinsiyet farkındalığını artırmak için eğitimler verilmeye başlandığını görmek mümkün. Ayrıca iş-aile hayatını dengeleyecek politikaların revize edilerek zaman ve yer açısından daha esnek çalışma biçimleri uygulanmaya başlandığı, kişiye özel ebeveyn izni uygulamalarının geliştirildiği ve çocuk bakım hizmetlerinin genişletildiği söylenebilir. Yani, kanun koymakla yetinmeyen ve bunun maddi / manevi altyapısını da sağlamış olan bir örnekten bahsetmek mümkün görünüyor.

Bu anlamda Türk iş dünyasında kadın yöneticilerin durumuna bakmakta fayda var. Almanya örneğinde görülen kadın üye kotası ülkemizde de kullanılan araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede Almanya’dakine benzer çalışmalara Türkiye’de de rastlamak mümkün. Şöyle ki, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 2012 yılında Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’de yaptığı değişiklikle, borsa şirketleri için yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulundurma ilkesine yer verilmiş ve 2014 yılı başında çıkan yeni Kurumsal Yönetim Tebliği’nde ise, kadın üye kotasına ilişkin düzenleme getirilmiş durumda. Buna göre, “Tebliğde belirtilen halka açık şirketler, yönetim kurulunda kadın üye oranı için yüzde 25’ten az olmamak şartıyla, bir hedef oran ve zaman belirler ve bu hedeflere ulaşmak için politika oluşturur. Yönetim kurulu bu hedeflere ulaşma hususunda sağlanan ilerlemeyi yıllık olarak değerlendirir” hükmüne yer verilmiş. Bu noktada, söz konusu kadın üye kotasının Almanya’dakinden farklı olarak zorunlu değil; sadece “tavsiye niteliğinde” olduğunu belirtmek gerekir.

Üst düzey kadın yönetici sayısı hâlâ çok düşük

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği 2016 BIST (Borsa İstanbul) Yönetim Kurulları Araştırması’na göre, toplam 513 BIST şirketinin 277’sinde 428 kadın yönetim kurulu üyesi görev yapıyor. BIST şirketlerinde kadın yönetim kurulu üyesi oranı yüzde 12. Kadın yönetim kurulu başkanlarına baktığımızda ise bu oranın yüzde 5,8’de kaldığı görülüyor. 2016’da yüzde 12 olan kadın yönetim kurulu üyesi oranının, bundan beş yıl önce yüzde 11,5 olduğunu hatırlatmak gerekir. Buradan da kural haline getirilmedikçe, zorunlu tutulmadıkça kadınların iş hayatının tepesinde bulunmasının halen çok istisnai olduğu sonucuna ulaşmak mümkün.

Bir başka veri de devletin resmi kayıtlarından. Geçen yıl TÜİK tarafından yapılan ve bu yıl içerisinde yayımlanan “İstatistiklerle Kadın, 2016 Araştırması”na göre, kadınlar Türkiye nüfusunun yüzde 49,8’ini oluşturuyor. Aynı araştırmaya göre,15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde istihdam oranı yüzde 46 olup, bu oran erkeklerde yüzde 65 iken kadınlarda yüzde 27,5. Araştırmanın bir başka konusu olan işgücüne katılma oranı incelendiğinde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde işgücüne katılma oranı yüzde 51,3 olup, bu oran ise erkeklerde yüzde 71,6, kadınlarda yüzde 31,5 oranında olduğu sonucuna ulaşılmış.

Tüm bu sonuçları diğer parametrelerden bağımsız olarak değerlendirdiğimizde ortaya çıkan sonuç, toplam nüfus içerisindeki oranı erkeklerle hemen hemen aynı oranda olan kadınların, çalışma hayatında erkekler kadar yer almadığı, yer alanlarınsa tepe yönetimlerde kendilerine yer bulmalarının hayli zor olduğu şeklinde ifade edilebilir.

Son yıllarda yürürlük kazanan ücretsiz izin sürelerinin uzatılması, yarım gün çalışma hakkı vb. esnek çalışmayı teşvik eden uygulamaların, kadının çalışma hayatındaki rolünü artıracağı tespitiyle -her ne kadar bir üst düzey şirketin tepe yöneticisinin, çocuğu mecburi ilköğretim çağına gelene kadar herhangi bir zaman diliminde kısmi süreli çalışarak o koltuğu idare etmeye devam etmesi pratikte mümkün gözükmese de- bu gibi uygulamalar bir başlangıç kabul edilmeli ancak bununla yetinilmemelidir. Yapmış olmak için veya günü kurtarmak için değil “samimi” olarak bu uğurda çalışılması gerekiyor. Bunun için gerek hukuki altyapının gerekse Almanya örneğinde olduğu gibi sosyal politikanın konusuna giren tüm unsurların detaylı bir şekilde günlük hayatımıza aktarılmasının önem taşıdığı unutulmamalı.

Erkek egemen bir toplumda kadının ön plana çıkmasından rahatsız olan / olabilecek ciddi bir kesim varken, birçok erkek ne yazık ki hala bizzat kadınlara veya kadınların yaptıkları işlere “tahammül edemiyorken”, “ellerinin hamuru ile erkek işine karışmamalarını” salık veriyorken, kurtlar sofrası iş dünyasında kadına gerçekten yer var mı? Bunu biraz zaman gösterecek ama ihtiyaç olduğu kesin.

Tanyer SÖNMEZER’in attığı bir tweet yazıyı özetler nitelikte: “Arı gibi çalışıp sonuç almak için daha çok kadın lidere ihtiyacımız var. Malum kovanda Kraliçe Arı var, Kral Arı yok… O zaman kadınlara “doğru ayakkabıları” verelim ve ne yapabileceklerini izlemeye koyulalım…

Zamansız bir kadın: Işıl Yücesoy

Previous article

Üst yönetimde kadınların olduğu firmalar daha kazançlı

Next article

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

You may also like

More in Kadınca